26’dan 29 Eylül’e...

  • Haber
  • |
  • Güncel
  • |
  • 24 Ekim 2018
  • 13:09

Bizde de kırılacak dallar
Büyük doğanın hanesinde
Derin uykuya dalacaklar
Eylül’ün sıcağında.
Bir öncesinde zamanın 
Belki zamanı gelende
Devredilecek nöbetler var 
Öncesi yenisine evrilende
Bizde de inecek bayraklar yarıya 
Eğer gidense anlı kızıl yıldızlı 
Ondandır sözümüz 
Bilincimiz zafere kilitlene.

Aynı acıdandır bizimkisi 
Hafızamızda saklı kalan
Şantiyenin yirminci katından 
Okul parası biriktirecek çocuğun 
Yere serilmiş şafağından akan kan                                                               

Tekstilin çarkında kopan parmaktan 
Tersanenin kızgın demirden mühürlenmiş
Cesetteki pişkin yaradan biliriz.
Kasılır vücudumuz, sıkılır yumruklar
Yine aynı acıdır hissettiğimiz 
Giderken yoldaşlarımızın ardından

Bu normal bir bahar mıdır? 
Kaç muharebe gördüler
piştiler
Kaç kuşağın özesinden
sularını içtiler

Sıkı durun yoldaşlar!
Halen bilmez mi düşman                                                                            

Bilsin ki bizden koparamayacak olan
Sırtında aynı ceketi
Elinde kızıl bayrağı
Önde halaya duran 
Kahramanlarımızın emaneti 

Solumdam boşanıverdi. 
yanık kuru bir ses
“bu sıradan bir gidiş değil 
‘70 deki isyankâr fidan
Yarım asırlık çınara damar
O çeliği suda ballandıran
tezgahın neferiydi”
“düşmanın ininde

Hain ve kalleşçe
işkencede
dik duran siper yoldaşının
öğretmeniydi.

Yüzünden okudum
Elindeki manifestonun mürekkebi
Alından dökülen terdi.

Ağız kurak
gırtlak son sözünü bitirdi
“Daha çok erkendi”

O şimdi
çeker usta elleriyle
yavaş yavaş
nefesini bedeninden.

Söylediği ne varsa
arşivdedir...
Çıkar partinin kütüphanesinden
“halkta Bedreddin,
meydanda ‘Deniz’,
davada Lenin ol”
Özeti bir parçası
kağıda dökülenin
son bildirisinden...

Çekti yoldaşımız dizlerini göğsüne
öptüm ellerinden
Uzattı ellerini sıcak nefesinin yönüne.

Dinleyin yoldaşlar!
Bu akşam sözüm yine size. 

Ustadan aldık yoğurduk birliği
Birlikte kırdık buzu
Açtık yolu
Bundan sonrası
“Partiyle sınıfa, sınıfla devrime” 
Anısı olacak kızıl ışık
Büyük insanlığa, zafere...

H. Yolaşan

Anısı önünde saygıyla eğiliyorum!

Sinan yoldaşla ilk tanıştığımız yıllarda (1987-88) samimi, kucaklayıcı ve bir o kadar da insani-yoldaşça davranışları bende büyük bir sempati yaratmıştı. Onun devrimci olgunluğunun ve heyecanının, yeni dönemi yakalamadaki etkin çabalarının tanıkları olduk. Sinan yoldaşın siyasal konulara bakışını bilmekle birlikte, derinlemesine sohbetler edememiş olmak, onu daha ileriden tanıyabilme açısından kendi payıma bir eksiklik.

Sinan yoldaşın uğurlanmasına gösterilen ilgi ve okunan mesajlardan da anlaşılıyor ki; Dersim “Haydar”ını, proletarya yiğit bir sınıf devrimcisini kaybetmiştir.

Bizim kenarda ve geride kaldığımız dönemlerde bile o sevgisini hiçbir zaman bizden eksik etmedi. Sinan yoldaşın içselleştirilmiş devrimci yaşamı bizim ona özlemimizi daha da büyütecektir.

Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Sinan yoldaş ölümsüzdür!

Devrimciler ölmez, devrim davası yenilmez!

H. Yolaşan